herkeze merhabalar

8/5/2008 - BABAM VE BEN

Kategori: guzel yazilar

BİR GÜN SUSMAYI ÖĞRENDİM. ÖYLE BİR SUSTUM Kİ BELKİ SONSUZA KADAR

SUSACAKTIM. ÇÜNKÜ SUSMAK BENİM KÜÇÜCÜK DÜNYAMDA BABAMLA KURDUĞUM

İLETİŞİM TARZIYDI.



BABAM AKŞAMLARI EVE YORGUN DÖNERDİ. BEN BÜTÜN GÜN EVDE SIKILIR ONUN

GELİŞİNİ İPLE ÇEKERDİM. DAHA O KAPIDAN GİRER GİRMEZ BOYNUNA ATILIR

ONUNLA OYNAMAK İSTERDİM. BABAM SARILIR, ÖPER SONRA DA, HADİ ODANA

GİT, DERDİ. YEMEK HAZIRLANINCA ANNEM ÇAĞIRIR BU DEFA MASADA BİR ARAYA

GELİRDİK BABAMLA. ONLAR ANNEMLE KONUŞURKEN BEN ARAYA GİRER, SESİMİ

DUYURAMAYINCA DA BAĞIRIRDIM.



BABAM SİNİRLENİR, 'BÜTÜN GÜN İNSANLARA KAFA PATLATMAKTAN BUNALDIM,

BİRDE SEN KAFAM I ÜTÜLEME!' DERDİ.



ANNEM DE 'BÜTÜN GÜN ZATEN SENİNLE UĞRAŞTIM, BİR ÇİFT LAF DA MI

KONUŞTURTMAYACAKSIN BABANLA?' DİYE ÇIKIŞIR, BENİ ODAMA GÖNDERİRDİ.



ÇARESİZ BİR ŞEKİLDE BOYNUMU BÜKER ODAMA YANİ HAPİSHANEME DOĞRU YOL

ALIRDIM. BABAM ARKAMDAN, 'BİZİM BİR ODAMIZ BİLE YOKTU, HER ŞEYE

SAHİP, HÂLÂ NE İSTİYOR ANLAMADIM.' DİYE BAĞIRMAYA DEVAM EDERDİ.



'KEŞKE BENİM DE BİR ODAM OLMASAYDI, KEŞKE BİZİM DE EVİMİZ BİR ODALI

OLSAYDI DA HEP BİRLİKTE OTURSAYDIK' DERDİM İÇİMDEN; AMA YÜKSEK SESLE

SÖYLEMEYE CESARET EDEMEZDİM.



YEMEKTEN SONRA BABAM KANEPEYE UZANIR, ELİNE KUMANDAYI ALIR,



TELEVİZYON SEYREDERDİ. BENİ YANINA ÇAĞIRIR BİRAZ SEVERDİ. ONUN İZLEYECEĞİ

ÖNEMLİ BİRŞEY VARSA BENİ ADETA YERİMDEN BİLE KIPIRDATMAZDI. AZICIK HAREKET

EDİP KOŞUP OYNAMAYA ÇALIŞSAM ODA HAPSİM YENİDEN BASLARDI. BİR GÜN ANLADIM

Kİ SUSUNCA BABAMLA DAHA İYİ ANLAŞIYORUZ. BU DEFA SUSARAK YAPABİLECEĞİM

OYUNLAR GELİŞTİRMEYE BAŞLADIM.



ÖNCE RESİM YAPARAK BAŞLADIM İSE. BABAM ÇİZDİĞİM RESİMLERİ ÇOK

BEĞENİYOR;



'BAK, BÖYLE USLU USLU OYNA İSTE.' DİYORDU. BABAM BAZEN GÖZ UCUYLA

BAKIYOR, RESİMLE İLGİLİ BİR ŞEY SORSAM AFALLIYORDU. AMA BANA

KIZARAK BENİ ARTİK ODAMA GÖNDERMİYORDU.



'SON GÜNLERDE NE DE AKILLANDI BENİM OĞLUM.' DİYE KOMSULARA

ANLATIYORDU ANNEM HALİMİ.



RESİMLERİM ARTTIKÇA ORTALIK DAĞILMAYA BAŞLADI. ANNEM 'ODANI

TOPLA!'DİYE ODAMA KAPATTIĞINDA İSE NEREDEN BAŞLAYACAĞIMI BİLEMİYORDUM.



BEN BUNLARLA UĞRAŞIRKEN ZAMAN GEÇİYOR; AMA ODAMI TOPARLAMAYI

BECEREMİYORDUM. ANNEM ODAMA GELİP 'BAK SANA RESİM YAPMAYI

YASAKLAYACAĞIM.' DEDİ BİR GÜN. SUSUYOR OLMAMI USLULUK OLARAK

DEĞERLENDİREN AİLEM RESİM YAPMAYI DA ELİMDEN ALIRSA BEN NE

YAPACAKTIM?





BU DÜŞÜNCELERLE BİR AİLE TABLOSU YAPTIM. BABAM EVE GELİNCE UYGUN

ZAMANI KOLLADIM. HER ZAMANKİ GİBİ YEMEKLER YENDİ, ODAYA GEÇİLDİ. BABAM

OTURUR OTURMAZ ÇİZDİĞİM RESMİ GETİRDİM. BABAM BAKTI. HIM, DEDİ 'ÇOK GÜZEL

OLMUŞ. BU ADAM BENİM HERHALDE.' DEDİ.



BEN 'HAYIR O ADAM DEĞİL, BU ÇOCUK SENSİN.'DEDİM. O 'HAYIR, BU ADAM

BENİM, BU ÇOCUK SENSİN, BU KÜÇÜK KIZ DA ARKADAŞIN.'DEDİ.



BEN YİNE 'HAYIR, O BÜYÜK ADAM BENİM, BU KÜÇÜK ADAM SENSİN, BU KÜÇÜK

KIZ DA ANNEM.' DEDİM. BABAM BENİMLE UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇİP: 'PEKİ NEDEN

BİZİ KÜÇÜK ÇİZDİN?' DEDİ. HEYECANLA BAŞLADIM ANLATMAYA. BEN BÜYÜYÜP ADAM

OLACAĞIM. İŞ BULUP ÇALIŞACAĞIM. SİZ YAŞLANIP KÜÇÜLECEKSİNİZ. BELİNİZ

BÜKÜLECEK, KOMSUMUZ AHMET AMCA İLE AYŞE TEYZE GİBİ KÜÇÜCÜK

KALACAKSINIZ.



BEN İSTEN GELDİĞİMDE YORGUN OLACAĞIM. SİZ BENİMLE KONUŞMAYA

ÇALIŞTIĞINIZDA İŞYERİNDE KAFAM SİSMİŞ OLACAĞINDAN SİZİ DUYMAYACAĞIM

BİLE. SİZ BENİMLE BİR ŞEYLER PAYLAŞMAK İSTEDİĞİNİZDE 'HADİ ODANIZA

ÇEKİLİN DE KAFA DİNLEYEYİM.' DİYECEĞİM. VE BİR DE BAĞIRACAĞIM 'HER

ŞEYLERİNİ ALIYORUM. SICACIK ODALARI DA VAR, DAHA NE İSTİYORLAR'

DİYE.





ANNEMLE BABAMIN GÖZLERİ FAL TAŞI GİBİ AÇILMIŞTI. DUYDUKLARINA

İNANAMIYORLARDI. BANA SARILIP BENİ ÖYLE İÇTEN BİR OKŞAYIŞLARI VARDI

Kİ SONSUZA KADAR KONUŞSAM HİÇ BIKMADAN DİNLEYECEKLER GİBİYDİ FARKINDA'

OLMALI İNSAN... KENDİSİNİN, HAYATİN OLAYLARIN, GİDİŞATIN FARKINDA

OLMALI





ÖMÜR DEDİĞİN ÜÇ GÜNDÜR,



DÜN GELDİ GEÇTİ



YARIN MEÇHULDÜR,



O HALDE ÖMÜR DEDİĞİN BİR GÜNDÜR,



O DA BUGÜNDÜR.



SEVGİYLE KALIN, SEVDİKLERİNİZLE KALIN.*

0 YorumBağlantı

6/5/2008 - HIDIRELLEZ

Kategori: hidirellez

Hızır ve İlyas (a.s)’ın her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan milâdi 6 Mayıs, Rumî 23 Nisan’a rastlayan güne verilen isim. Söz konusu günde Hızır ve İlyas (a.s)’ın buluşarak sohbet ederler ve bu günlerde vakitlerini Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulurlardı. Hızır (a.s)’ın Allah’ın lütfu ile dolaştığı yerde yeşillikler çıkar ve çorak yerler çiçeklere bezenirdi. İşte bu olaya dayanarak, halk zamanla bu günlerde buluşup Hızır ve İlyas (a.s) ın geleneğini sürdürmek amacıyla özel anda ve dua günleri tertib eder olmuşlar. Ancak bu zamanla aslî hüviyetinden çıkarılarak günümüzde olan şekliyle Hıdrellez adını almıştır. Günümüzde kullanılan mânası ise; İnsanların kıştan kurutuluşlarının bir işareti ve bahar güneşinden faydalanma, piknik yapma, stres atma, eğlenme, nişan, düğün, sünnet törenleri tertip etme, uğursuzlukları giderme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen “bahar bayramı” inancıdır ki tam bir bid’at olarak ortaya çıkmıştır.
Hızır, Hıdır yahut Hadır Arapça bir kelime olup, yeşillik mânasına gelmektedir,bu zatın geçtiği yerler yeşermekte ve bolluk ve bereket gelmektedir.
Halk inançlarında Hıdrellez:

Hızır’da darda kalanlara yardımcı olma, bereket getirme ve gelecekte dilekleri gerçekleştirme vasıflarını görmek mümkündür. Geceden gül dallarına gümüş kuruşlar, çeyrekler, kırmızı bezler bağlanır, gül dibine genç kızlar yüzük atar, mani söyler, içki sofraları hazırlanır, davullar eşliğinde oyunlar oynanır, su kenarlarında, yeşilliklerde eğlenilir, ateşten atlanılırsa ev sahibi olacağına inanılır; ….ü arabaya koşmama… vb. gibi İslâm’la çelişen ve din ile ilgisi olmayan inançlara rastlanmaktadır. Aynı şekilde Hıristiyan inancına göre Saint Georges yortusu da bizim halk geleneklerimizle paralellik arzeder ve Hıdrellezle aynı günde kutlanmaktadır. Görüldüğü üzere İslâm’ın Tevhid bilinçliğinden uzak, sahte mitolojik dürtülerin ve şamanist kalıntılarını uzantılarını yansıtan günümüz Hıdrellez anlayışıyla, Hıristiyan Saint Yortusunun paralelliği de göstermektedir ki İslâm dışı her şeye yakınlık duyma ama İslâm’ın gerçek kimliğine karşı çıkma düşüncesinin neticelerini gözler önüne sermektedir.

0 YorumBağlantı

5/5/2008 - ÇAĞLANIN FAYDALARI

Kategori: saglik

Bugünlerde manav tezgâhlarında, hatta seyyar satıcı arabalarında bol bol gördüğümüz badem çağlası, insanın içini ferahlatan mayhoş lezzetinin yanı sıra sağlığımız için de son derece yararlı bir meyvedir. Bu sebeple uzmanlar, “çağla mevsimini iyi değerlendirin, bol çağla yiyin” uyarısında bulunuyor.

Deva MarketYaklaşık on yıldır kanser tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı yöntemler üzerine çalışmalar yapan Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yüksek dozda C ve E vitamini ile selenyum ihtiva eden çağlanın; bağışıklık sistemini güçlendirerek hem kanserden koruduğunu, hem de kanser tedavisi sırasında vücuda büyük destek sağladığını söylüyor. Prof. Dr. Erkan Topuz, özellikle malin melanom, lösemi, multiple myelom (kemik iliği) ve bağırsak kanseri gibi bağışıklık sisteminin zayıf düştüğü kanser türlerinde çağlanın son derece yararlı olduğunu belirtiyor. Bunun için en uygun günleri yaşıyoruz. Hergün yiyeceğiniz bir avuç çağla, hem bağışıklık sisteminize güç katacak, hem de birçok tehlikeli kanser türüne karşı vücudumuzda kalkan oluşturacaktır. Bildiğiniz gibi bademin, sadece çağlası değil, kurusu da sevilerek tüketilmektedir. Hatta ülkemizde badem, kuru yemiş olarak daha çok tercih edilmektedir. Bademin tatlısı ve acısı vardır.

ANTİOKSİDAN ZENGİNİ
Tatlı bademde; B ve E vitaminleri ile protein, demir, kalsiyum, fosfor ve yüksek oranda yağ bulunmaktadır. Antioksidan yönünden de çok zengindir. Kuru yemiş olarak tüketilmesinin yan sıra pasta, tatlı ve şekerlemelerde de çok kullanılır, Bademden yapılan yiyeceklerin en bilinenleri acı badem kurabiyesi ile badem ezmesidir. Ayrıca Asya ülkelerinde bazı et, tavuk, balık ve sebze yemeklerine de badem katılır. Bademyağı ise eczacılıkta çeşitli bileşimlerin hazırlanmasında, özellikle yumuşatıcı olarak ve yaraları iyileştirmek için kullanılır. Badem, depresyona girenler, streste olanlar, başağrısı çekenler için adeta ilaç gibidir. Sabit ve uçucu yağlar yönünden zengin olan acı badem ağız yoluyla alındığında yumuşatıcı, öksürük kesici ve solucan düşürücü etkisi vardır. Günde 4-5 tane (daha fazla değil) yemek şekerin düşmesini sağlar. Ancak acı bademi yüksek dozda almak, zehirlenmelere yol açabilir.

Yağı bile şifa kaynağı
Mineral katkısı yüksek olan badem yağı, cildin ve saçların E vitamini ihtiyacını karşılayan çok faydalı bir yağdır. Makyaj temizlemede ayrıca tırnak el ve ayak bakımında kullanılabilir. Bu arada hamilelikte de karın kısmınıza günde bir defa sürdüğünüz takdirde doğumdan sonra oluşacak çatlakları engellemiş olursunuz. Saç bakımı yaparken de, susam yağı, fındık yağı, ceviz yağı ve çam terebendini badem yağı ile karıştırarak saçınıza sürdükten sonra yarım saat bekleyip saçınızı yıkayabilirsiniz. Bu uygulamayı haftada bir tekrarlayabilirsiniz.
>> Badem yağı ayrıca hazımsızlığa karşı iyi bir çözümdür. Bunun için günde bir çay kaşığı içilebilir.
>> Bademyağı kabızlığı giderir, müshil olarak da kullanılır.
>> Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır.
>> Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder.
>> Kulak ağrılarını dindirir.
>> Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.
>> Burun kuruluğundan kurtulmak için günde iki defa birer damla badem yağını burnunuza damlatmanız yeterli.
>> Sık sık dudaklarının çatlamasından rahatsız olanlar da gün içinde birkaç defa badem yağı kullanmalıdır.

Diğer Faydaları
>> Badem sinirleri güçlendirir.
>> Göğüs hastalıklarını ve zihin yorgunluğunu giderir.
>> Uykusuzluk, yorgunluk, baş dönmesi gibi belirtilerin azalmasına yardımcı olur.
>> Böbrek, idrar yolları ve üriner sistemdeki iltihapları iyileştirir.
>> Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
>> Kolestrolü düşürür, kalp krizi riskini yüzde 50 azaltır.
>> Yumuşatıcı, balgam söktürücü, sakinleştirici özellikleri vardır.
>> İçinde bulunan Omega 3 yağı, kan pıhtılaşmasını ve damar sertliğini önler; tansiyonu düşürür.
>> E vitamini bakımından zengin olduğu için antioksidan özelliği vardır ve yaşlanmayı geçiktirir.
>> Sütle içilirse mide kuvvetlenir.
>> Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
>> Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır.

Hiç çağla yemeği yediniz mi?
>> Mayhoş tadı sebebiyle severek yediğimiz çağladan çok lezzetli yemekler yapılabileceğini hiç düşündünüz mü? Meraklısına bir tarif verelim.

MALZEMESİ:
>> Yarım kilo çağla badem
>> 1 adet kuru soğan
>> Çeyrek demet dereotu
>> 1 çay bardağı pirinç
>> 1 kahve fincanı sızma zeytin yağı
>> 1 tatlı kaşığı tuz
>> 1 yemek kaşığı toz şeker

YAPILIŞI:
>> Zeytin yağını ve yemeklik doğradığınız kuru soğanı tencereye koyun. Hiç kavurmadan hemen ardından iyice yıkayıp, saplarını ayıkladığınız badem çağlalarını, ince ince kıydığınız dereotunu, tuzu, şekeri ve pirinçleri ekleyin. Malzemenin yarısına gelecek kadar da iyi su ilave edip kapağını kapatın. Kaynamaya başladıktan sonra kısık ateşte 35-40 dakika kadar pişirin. Biraz ılınıp, dinlendikten sonra servis yapın. Bu değişik yemeği çok beğeneceğinizi umuyoruz. 

0 YorumBağlantı

5/5/2008 - CEP TELEFONUNUN ZARARLARI

Kategori: saglik


Uzun süre cep telefonuyla konuşmak riskini arttırıyor
cep telefonu
Cep telefonuyla her gün birkaç saat görüşme yapanların kanserine yakalanma riskinin hiç konuşmayanlara göre yüzde 50 arttığı belirtildi.

Araştırma ayrıca kırsal alanda kullananların kenttekilere oranla riskiyle daha fazla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

Bunun nedeni ise kırsal alanda baz istasyonu sayısının daha az bulunması ve cep telefonlarının sinyal almak için daha fazla radyasyon yayıyor olması.

Riski yüzde 50 artırıyor
İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’nden , tükürük bezlerinde iyi ya da kötü huylu oluşan 500 kişi üzerinde yaptığı araştırmada, hastalardan kullanma alışkanlıklarını, hangi sıklıklarda ve ne kadar süreyle konuştuklarını sordu. Bulgular sağlıklı 1300 kişinin alışkanlığıyla karşılaştırıldı.

Sonuçta cep telefonunu kulağına dayayarak günde bir kaç saat konuşma yapanların tükürük bezlerinde oluşması riskinin yüzde 50 arttığı saptandı.

Bağlantı

5/5/2008 -

Kategori: saglik

Fırat Üniversitesi'nde (FÜ) yapılan araştırmada, cep telefonlarının baş ağrısı, unutkanlık, dikkatsizlik artışı, refleks kaybı, kulaklarda çınlama, gözlerde kararma, çapaklanma ve yanmaya neden olabileceği tespit edildi.

Araştırmada, uzun süre cep telefonu kullanımının, aşırı sinirlilik ve gözlerde sulanmaya sebep olduğu, uzun süreli kullanımlarda bu etkilerin daha da arttığı ortaya çıktı.

FÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Balık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insan ihtiyaçlarının gelişimi çerçevesinde özellikle elektronik alanda teknolojide büyük yenilikler yaşandığını, bu yeniliklere paralel olarak ortaya çıkan ceptelefonlarının her geçen gün gelişim gösterdiğini söyledi.

Sağlığı olumsuz etkiliyor

Artan cep telefonu kullanımının insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaptığı yönünde birçok görüş olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Balık, cep telefonlarının kullanılmadığı anlarda temel olarak hiçbir güç taşımadığını, ancak kullanım anında şiddeti 250 milivata ulaşan elektromanyetik darbeler oluştuğunu bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Balık, araştırmalarda kilogram başına dokuların yutabileceği en yüksek gücün 4 wat olarak bulunduğunu, buna göre işyerlerinde 10, meskenlerde ise 50 kat önlem alınması gerektiğini Dünya Sağlık Örgütü´nün tavsiye ettiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Balık, 'Vücudun sıcaklığını bir santigrat derece artıran elektromanyetik dalganın insan sağlığına zararlı olduğunun tespitleri göz önüne alındığında, cep telefonlarında yaşanan elektromanyetik darbelerin önemi ortaya çıkar' dedi.

695 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre...

Yrd. Doç. Dr. Hasan Balık, cep telefonlarının insan beynine ve göze etkisini belirlemek için 695 kişi üzerinde yapılan araştırmada, cep telefonu kullanmayan, kullanan ve uzun süre kullanan kişiler üzerinde istatiksel tespitlerde bulunduklarını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Balık, araştırma sonucunda ulaştıkları verileri şöyle sıraladı:

'Çalışma sonucunda, cep telefonlarının baş ağrısı, unutkanlık, dikkatsizlik artışı, refleks kaybı, kulaklarda çınlama, gözlerde kararma, çapaklanma ve yanmaya neden olduğunu tespit ettik. Ayrıca aşırı sinirlilik ve gözlerde sulanmaya sebep olmasının yanısıra uzun süreli kullanımlarda bu etkinin artığını tespit ettik.' Araştırma sonucuna göre cep telefonlarının insan sağlığı üzerine etkisinin olmadığını söylemenin imkansız olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Balık, ancak kesin olarak zararlı olduğunu söyleyebilmek için de bu bulguların deneysel verilerle desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
kaynak:maksimum.com
Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

blogumu yeni açıyorum..inş size faydam dokunur..

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • astroloji
  • güzel yazılar
  • hıdırellez
  • sağlık
  • türkiyem
  • Arkadaşlarım

    yasemininblogu
    nurom
    gulbektas
    aklimaestikce
    dolunayayazi
    nurumsun32
    enisim
    kadinadair

    Sinema film fragman
    ve muhabbet yeri!
    Giriş Sayfası Yap.tracker